Design Gallery, CSS Template, Free Download

"Sözümüz özümüzdür"

Radyo Yeşilada Türkülerin Kalbi

Radyo Yeşilada Türkülerin Kalbi

Radyo Yeşilada Türkülerin Kalbi

Radyo Yeşilada Türkülerin Kalbi

Radyo Yeşilada Türkülerin Kalbi

Niçin Yaşıyoruz

 

 



                


Ey nefsim! Kalbim gibi ağla ve bağır ve de ki:


"Fânîyim, fânî olanı istemem; âcizim, âciz olanı istemem. Ruhumu Rahmân'a teslim eyledim, gayrı istemem. İsterim, fakat bir yâr-ı bâkî isterim. Zerreyim, fakat bir şems-i sermed isterim. Hiç ender hiçim, fakat bu mevcûdâtı umumen isterim."


O Bâkîdir.


O, hükümleri hikmetli olandır; biz Onun hükmünün kabzasındayız.


O, Hakem ve Adl'dir; yer ve gök yalnız Onundur.


O, mülkündeki gizlilik ve gaybları bilendir.


O, Kâdir ve Kayyûm'dur; Arş ve yer Onundur.


O, san'atındaki meziyet ve nakışlar latîf olandır.


O, Fâtır ve Vedûd'dur; güzellik ve kıymet Onundur.


O, yaratıklarındaki aynaları ve şuûnâtı büyük olandır.


O, Melik ve Kuddûs'tür; izzet ve kibriyâ Onundur.


O, mahlûkatı emsalsiz güzellikte olandır; biz Onun san'atının nakışlarındanız.


O, Dâim ve Bâkî'dir; saltanat ve bekâ ona mahsustur.


O, ihsanları cömertçe olandır; biz Onun misafir kafilesindeniz.


O, Rezzâk ve Kâfî'dir; hamd ve senâ Ona mahsustur.


O, hediyeleri güzel olandır; biz Onun ilminin dokumasının eseriyiz.


O, her şeye bedel yeten Yaratıcıdır; cömertlik ve ihsanlar Ona mahsustur.


O, şikâyet ve yakınmaları ile mahlûkatının duâlarını çok iyi duyandır.


O, şifâ veren Merhametkârdır; şükür ve senâ Ona mahsustur.


O, kusurları ve kullarının günahlarını bağışlayandır.


O, merhametli olan Gaffâr'dır; af ve hoşnutluk Ona mahsustur.


Bediüzzaman


 

Image Hosted by ImageShack.us





NİÇİN YAŞIYORUZ?

Endülüs hükümdarlarından Yahya bin Yuğan, yolda bir Allah dostu ile karşılaşır. Künyesi, Ebu Abdullah et-Tunsi’dir (rahmetullahi aleyh).

Hükümdar, yaşlı Allah dostuna saygıda kusur etmez. Atını durdurur, selam verir. Allah dostu, hükümdarın selamını sakin ve vakur bir tavırla karşılar. Ve hükümdar, sorar:

- Ey şeyh! Bu kıyafetlerle namaz kılmam caiz midir?

Hükümdarın üzerindeki elbiseler bir servete denktir. Ebu Abdullah ise sadece güler. O’nun gülmesi hükümdarı kızdırır. Sertleşir:

- Niye gülüyorsun?

- Anlayışının kıtlığına, nefsinden ve halindan bu kadar cahil olmana! Hiçbir şey sana; bir leşin kanları içinde yuvarlanarak onu iğrenmeksizin yiyen, ama kirlenmesin diye de işerken bacağını havaya kaldıran bir köpekten daha çok benzeyemez. Halkın devletten gördüğü bütün zulümlerden hesaba çekileceğin halde, sen kalkmış elbiselerini soruyorsun.

Yahya bin Yuğan gözyaşlarına boğulur... Atından yıkılır... Sadece atından da değil... Saltanatından... Hükümdarlığı bırakır. Allah dostuna bende, köle olur...

Evet... Şeyhin cevabı çok şeyler anlatıyor...

Şeyh Hazretleri, namaz kaygısı bile taşımayanları görseydi, acaba neye benzetirdi?

Allah’a ait olan gönül tahtından dünyayı bir an bile çıkaramayıp bir yandan da nasıl yaşanması gerektiği konusunda ahkam kesenleri görseydi...

Ambarı göremeyip taneye titreyen karınca gibi ötelere değil de dünyaya kendimizi çok ucuza teslim ettiğimizi görseydi,
acaba neye benzetirdi?

Bir ömür nefsinin ve dünyanın peşinde koştuktan sonra, hâlâ kârda olduğunu düşünenleri görseydi...

Manayı; futbol yorumlarında, ‘Dolar’ ve ‘Euro’ takibinde aradıktan sonra, Allah âşıklarına, Allah için inkişaf etme derdini taşıyanlara, “Derinlere dalmanın ne lüzumu var!” diyenleri görseydi...

Daha nereden gelip nereye gittiğinin, niçin yaşadığının bile farkında olmayanların, hayat programı hazırlamalarını, ideal belirlemelerini görseydi...

Her şeyi çok iyi bildiğini zannederken, kendine rehber ve önder olarak Allah Resulünden başkasını benimseyenleri görseydi, acaba Şeyh Hazretleri ne derdi?

Başka şeyler önünde eğilirken, namaz kılanları anlayamadıklarını söyleyenleri görseydi...

Allah kelamı ve Resulünün sünnet-i seniyyeleri dururken, başka şeylerde çözüm arayanları görseydi...

Gökteki yıldızlar olan Sahabelerin hayatlarını öğrenmek dururken, şarkıcıların ayakkabı numaralarını öğrenmeye çalışanları görseydi...

Allah ve Resulüne kavuşmak yerine, en büyük hayali ev, araba, iş, aş, eş, vs. olanları görseydi...

Başörtüsüne itiraz edip mini eteğe ses çıkarmayacak kadar bozulan fıtratları görseydi...

Allah yolunda yürümeyip kendi kafasına göre gidenleri görseydi, acaba Şeyh Hazretleri neler söylerdi dersiniz?...

CAN YILMAZ

Sana en yakışan çiçeği bulmaya kalktım, suretinin nurundan nurlanmış, sana dair üzerinde bir şeyler kalmışları aradım. Tabiatı dolandın durdum bir iz bulurum diye…

 

Sana en yakışanı aradım işte acizliğimle, önüme ne çıktıysa sordum hesapsızca, seni bulmalıydım en ihtiyaç duyduğum bu devirde ve yine sordum belli belirsizce…

495M983.gif



                       Sevgi bazen bir güldür sunulan,
                           bazen gözyaşıdır süzülen,
                              bazen de bir duadır,
                   dostu gıyabında Mevlaya gönderilen...
 

495M983.gif


  

ey Nebi



Sana en yakışanı bulmak için düştüm yollara bu kez, seni ifade edebileceğim bütün kelimeleri gönlümün kütüphanesinden indirip, en kıymetlisini aradım, yorulmadım. Hangisinin manası tamamıyla seni ifade etmeye yeter ki…

Sordum umuda sende midir diye,

Umut; “bende bir garip umut yolunu gözlemekteyim” dedi,

Sordum hasrete sende mi diye,

Hasret; “sence ben neden hazanla birlikte anılıyorum sanıyorsun” dedi.

Sevdanın kapısına gittim, ey sevda yoksa sende mi gizlidir dedim,

Sevda buğulu bir sesle “bende olsa böyle düştüğüm yüreği yakar mıyım” dedi.

Kışa sordum, “o olsa böyle üşür müyüm” dedi,

Baharın gözlerine baktım, “ellerimde çiçeklerle neden bekliyorum zannediyorsun” dedi.

Güne sor asım geldi, “oda özlemin büyük olmasa geceye sarılır mıyım böylesine” dedi.

Geceyi yakalamaya kalktım, “yıldızlarım semadan neden ayrılıyor fark etmedin mi” dedi.

Güle sordum, “ben yıllardır kokusuyla yetinmekteyim” dedi.

Bülbülse “sence yanık namelerim kimedir” dedi.

Adına yaratılan kâinata sordum boynum bükük,

“O (s.a.v), ebedi vuslattır” dedi.

                     Sana en yakışan zamanı bulmak istedim, olurda koylarında kendimi unutup, senden başkasını aramam diye, seninle var olup, seninle kaybolurum diye zamanın uçsuz bucaksız ummanlarına saldım kendimi…

Düne sordum seni,

“Bende misafirdi” dedi.

Bugüne sordum,

“Sen istediğin müddetçe yanımızda kalır” dedi.

Yarına sordum,

“Gelir mi, kalır mı bilinmez” dedi.

Haftaya sordum,

“Sence neden yedi güne bölündüm zannediyorsun…

Ben umudu, sevgiyi, özlemi, ayrılığı, hasreti, hüznü, vuslatı boşuna mı yüreğime saldım” dedi.

Aylara sormadan daha on iki karanfil birden boynunu büküverdi.

Yıllar” üç yüz atmış beş gün onu aramaya yetmiyor” dedi.

Asırların kapısına varınca…

“Bizim en şanslımız on dört asır evveldi” dedi.

Galiba dün, bugün, yarın belirsiz kalıyor,

Saat, dakika, saniye, salise, an çok yalın kalıyor,

Hafta, ay, yıl, asır bir ihtimalde…

Sana en çok sonsuzluk yakışıyor.

                 Papatya ya sordum,

“Naifliğime ve aydınlığıma aldanma, bende onu bulmak için bitkin düştüm ve bembeyaz kesildim” dedi

Menekşeye sordum,

“Her taşın bağrından neden çıkıyorum sanıyorsun” dedi.

Kardelene sordum

“Dostlar baharda bulamayınca bende kışa bakayım” dedi.

Akasyaya sordum

“Yükseklerden hala gelir diye yolunu gözlüyorum” dedi.

Zambağa sordum

“Issız vadilere kendimi neden saldım” dedi

Çiğdeme, yasemine sordum

“O yeter ki gelsin de biz solalım” dedi.

Güle sormadan daha

“Kokusundan nasiplenmek için her mevsimde…

Hazanda, baharda durmaksızın açıyorum” dedi.

“Her bir çeşidimle ashabını temsil ediyorum” dedi. 

                  Sordum ummana sen belki gördün diye

“Beni ben yapan bağrımdaki hasret gözyaşlarımdır” dedi.

Sordum dağa belki sana uğramıştır diye

“Sence neden böyle arşa uzanmaktayım” dedi.

Çöllere sordum,

“Hasretinden yandım yandım küle döndüm” dedi.

Rüzgârların önüne dikildim,

“Bulsaydık böyle bir öteye bir beriye savrulur muyduk” dedi.

Yağmura sordum,

“Ben daha bulutları teselli edemiyorum” dedi.

Güneşe sordum,

“İçimi bir şeyler yakıyor” dedi.

Önüme çıkan seyyaha sordum

“Yüreğine sor bir bakalım” dedi

Yüreğime sorunca…

“Şimdiye kadar nerdeydin” dedi.

“O ne mekândadır, nede zamanda

Buyuruyor ki; KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR…

Yani kişi sevdiğiyledir” dedi…

“Sana en çok ümmetinin başında olmak yakışıyor”



C286541.gif

 

C286541.gif

 

C286541.gif

 

 

Ah şu türküler kör olası gözleri. Başka bir alem sözleri.

Sevgili Türkü Dostu

Radyo Yeşilada Türkülerin Kalbi

Sevdaların hikayesidir bu... Hasretin hikayesidir... Bu, türkülerin hikayesidir... Belkide, bizim hikayemizdir... Bizi bilmez türküleri bilmeyen; duymaz nağmelerde yankılanan güzellikleri... İnsana dair... Türkülerin dalına asılmış bizim hikayemiz,bozkır gecelerinin şafağında... Onun için, türküler bize benzer gülüm, Türküler bizi söyler... Bizim hikayemizi anlatır hep... Türk’ ün engin gönül dünyasına yaradanın nakşettiği güzelliklerin; en seviyeli, en terbiyeli ve en güzel ifadesini, muhteşem bir incelik içinde türkülerimizde buluruz...

Yazının Devamı

Paylaşım Forumu Konu Başlıkları

Güzel Sözler

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi Defteri

Türkü Dostlarına

Merhaba canlar; Söz konusu türkü olunca hepimizi bir heyecan bir hüzün sarar. Bende ise kelimeler yetersiz kalıyor. Türkü deyince bende akan sular duruyor. türküler gerçektende yaşamı ifade ediyor ve kültürümüzü anlatıyor. Sevgili türkü dostları duygu ve düşüncelerinizi bizlerle paylaşın. Kendi yörenize ait türkü hikayeleri varsa paylaşım formunda türkü dostları ile paylaşın. Bütün türkü dostlarına sevgilerle....

Aşkın Süvari

radyoyesilada.tr.gg

 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=